Türkiye Yenidoğan Fotoğrafçılığı Sektör Analizi

Serap Şeker
Fotoğrafçılık | Öne Çıkanlar
Bebek Fotoğrafçısı, Fotoğrafçılık Yarışması, Ödüller, Hamile ve Ebeveynler, Yoga Plates

Serap Şeker

8 Şubat 2021

w

0

Merhaba sevgili meslektaşım,

2013 yılında fotoğrafçılık işine ilk başladığımda beni kimse tanımıyordu. Yakınlarıma bile ne iş yaptığımı anlatmam kolay değildi:) Hemen şunları yaptım:

  • Logo
  • Kartvizit
  • Websitesi
  • Sosyal Medya Hesapları
  • Fotoğrafçılık Klubü
  • Yarışmalar
  • Eminönü turları
  • Sergilere katılma
  • Youtube’dan yabancı fotografcıların videolarını izleme
  • Albüm Şirketleri ile görüşmeler
  • Aliexpress
  • Bir çok eğitime katıldım, yurtdışından eğitim satın aldım…
Bebek Fotoğrafçısı, Fotoğrafçılık Yarışması, Ödüller, Hamile ve Ebeveynler, Yoga Plates

Bu hiç bitmeyen bir süreç, bir yolculuk. Bazen öyle anlar oluyor ki mesleği de bırakmayı düşünüyorsunuz. Yenidoğan Konferansında şu an Dünyanın En İyi 10 fotoğrafçısından biri olarak gösterilen Ufuk Sarışen de her yıl 100lerce düğün fotoğrafı ekerken mesleği bırakmayı düşünmüş ama sonrasında mesleğe bakış açısını ve stilini yenileyerek Türkiye’yi heryerde temsil etmeye başladı. Yani hepimizin önüne engeller, zorluklar, güçlükler çıkabiliyor. Bu tamamen normal.

Önemli olan bu zorluklara karşı verdiğimiz tepkiler. Şimdi güzel meslektaşım söyleceklerim seni biraz rahatsız edebilir eğer bu cümlelerden birini kurduysan:

  • Bütün paramı ekipmana yatırdım.
  • Bütün paramı aksesuara ayırdım.
  • Sosyal medyayı nasıl kullanacağımı bilmiyorum.
  • Websitem yok zaten anlamam nasıl yapıldığından.
  • Türkiye’de hayat ve şartlar çok zor.
  • Ben zaten her şeyi biliyorum.
  • Çocuğum var çok zamanımı alıyor.
  • Ev işlerinden vakit bulamıyorum.
  • Ben hiç eğitim almadım.
  • Ben eğitim almam veririm.
  • Pazarlama yapmayı sevmiyorum ve rahatsız oluyorum.
  • Bana hiç müşteri gelmiyor.
  • Benim fotoğraflarım onunkinden iyi ama o daha çok iş alıyor.
  • Çok fazla fotoğrafçı var.
  • Çok fiyat düşüren var.
  • Başkaları benim hakkımda ne düşünür
  • Piyasa çok doydu.
  • Kimse fazla ödeme yapmak istemiyor….

Amerika’da olsak bunların hepsinden sonra koca bir ağız dolusu ‘BULLSHIT’ demek isterdim ama değiliz o zaman Saçmalık diyorum:))))) ( Yazar burada Cnbc-e altyazılarına gönderme yaptı:))

Türkiye Yenidoğan Sektörünün şuanki durumunun özeti aslında bu. Ben sektör diyorum ama Fotoğrafçı Koçu Sehmuz Sahbaz bir eğitimde bunun aslında şu an bir sektör olmadığını, burada birlik ve beraberliğin sağlanmadığını söylemişti. Katılmamak elde değil.

 

Evet çok çok yenidoğan fotoğrafçısı var. Ancak biliyorum ki çoğu bu mesleği gerçek anlamda yapmıyor. Kimseyi yargılamıyorum. Sorduğunuzda herkes başarılı bir fotoğrafçı olmayı çok ister. Ama bu yolda atılacak adımları gördüğünde beyni o kadar güzel bahaneler üretirki o konfor alanından onu hiç çıkarmaz. O bunun farkında bile olmaz.

Başarı tanımı herkese göre farklı olmakla birlikte senin eğer o hedefe yürürken karşına çıkan engellere bahane bularak onu yapmaman, ertelemen senin başarısızlığın tek nedeni. Ne piyasayı düşüren fotoğrafçılar, ne senden daha iyi ekipmanı olan fotoğrafçılar, ne photoshopu senden daha iyi yapanlar, ne pazarlamaya önem verenler… Bunun sebebi sensin. Senin o eşiği aşmak için yeterli takıntın yok. Evet hoşuna gitmeyeceğini biliyorum ama bunun sebebi sensin güzel meslektaşım. Nasıl yapacağını bilmiyor olabilirsin, sorunlarını nasıl aşacağını bilmiyor olabilirsin. Ama yalnız değilsin. Herkes aynı yollardan geçiyor. Ve bu çok normal. Bunları aşmamak için bahaneler üretmen asıl sorun olan.

Volkan’ın önerisiyle Kobe Bryant’ın Mamba Mentalitesi kitabını okuyorum. Aynen şöyle diyor:

Her şey Farkındalık İle Başlar. Nasıl hissediyorsun ve nasıl hissetmelisin farkındalığı.. Her yaptığım şeyde çok önemli bir soru sorarım: Neden? Bunun cevabına göre aksiyonlarımı alırım. En baştan bu yana en iyisi olmayı istedim. Bunun dışında başka bir motivasyona ihtiyacım olmadı. Daha önce bu yollardan geçmiş efsaneler ile özellikle Michael Jordan ve Magic Johnson ile sürekli konuştum. Onlardan mentorluk aldım. Onlar sorunları nasıl aştılar, nasıl başarılı oldular öğrendim. Neden tekerleği yeniden icat edeyim ki onları kullanmak varken.

Bebek Fotoğrafçısı, Fotoğrafçılık Yarışması, Ödüller, Hamile ve Ebeveynler, Yoga Plates

Bir proje için Türkiye’den bir avukat ile görüşüyoruz. Kendisi şuan Yenidoğan fotoğrafçılarını ve sektörü analiz ediyor. İlk analizinde aynen şunları dedi:

Sektörle ilgili çok bilgi edindim. Çok ciddi boşluklar var. Ve gördüğüm kadarıyla neredeyse herkes bilinçsizce hareket ediyor. Çoğu fotoğrafçı oldukça amatör ve is kapayım bana yeter anlayışıyla hareket ediyor. Oldukça şaşkınım.

Aslında bu yazıyı da tam bu sözlerin sonrasında yazmaya karar verdim. Türkiye Yenidoğan Sektörü iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az kişiye bırakılmayacak kadar değerli. Dedi canım Nihan Büyüksural grup eğitimimizde. Sonra şöyle devam etti: Biz istiyoruz ki hepimizin fotoğrafları iyi olsun, hep birlikte sanatımızı ve işimizi yukarıya çıkaralım. Çok değerli bir iş yapıyoruz. Önce bizim kendimize ve işimize saygımız olsun.

Bu paragrafı yeniden okumanızı tavsiye ederim. Hangi fotoğrafçı neyi paylaştı, kim nerede workshop verdi, kim hangi aksesuarı nereden aldı, o kaça çekim yapıyor, bu böyle o şöyle…gibi konuşmalar kimseyi bir yere götürmez. Hatta Nil Karaibrahimgil’in Gençliğime Sevgilerimle şarkısında ki bu şarkıya bayılırım şöyle diyor:

Zaman makinası olsaydı ve kendi geçliğime, mesela 17 yaşıma dönseydim kendime şunları
Söylerdim
En önemli şey aşk onu doya doya yaşa, bu bir.
Ne yapmayı sevdiğini bul ve sonra o
Sevdiğin şeyi yapabiliyormusun ona bak.
Yapmıyorsan boşuna enerjini tüketme, yapabilenler yapsın.
Yapıyorsan,
Dünyanın en şanslı insanlarından birisi dilini ısır kimseye söyleme.
Sevdiğin insanlar bul, işlerini onlarla yapmanın yollarına bak.
Hayat yap, et, çalış, başarla geçiyor.
Ve bu maroton çok sevdiklerinle geçerse
Iş yapmamış sürekli aşk yapmış olursun.
Bi kaç kişinin elini sıkı sıkı tut.
Onların dertleriyle dertlen,
Mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver.
Onları kaybetme.
Herşey değiştiğinde senin en orjinal
Halini bilip sevenlere ihtiyacın olacak.
Kendini onunla bununla karşılaştırma.
Başkalarının kriterlerine göre seçim yap
MA!
O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin.
Oralarda ne işin var, senin yolun başka yokuşların başka!
Konu komşu ne der diye dinleme.
Komşu senin hayatın hakkında topu topu 15
Dakika konuşacak, Sense ölene dek onu yaşayacaksın.
Hareket et, hergün hareket etmeyi alışkanlık haline getir.
Bir spora kafayı tak, dansa kafayı tak, satranca kafayı tak.
Kafaya taktıkların ileride yaldız olup
üzerine yağacak, yaldız olup üzerine yağacak.
Hergün oku, herşeyi oku.
Ağaç olmak nasıldır, Van
Gogh olmak nasıldır, ikinci dünya savaşına katılmış olmak
Nasıldır, öğren!
Bir gün hepsi yapboz gibi yapışıp
Sana inanılmaz gerçekleri gösterecek.
Kızlar; zekadan, çalışıp başarandan, ve espiriden hoşlanır.
Erkekler; güzellikten, edadan ve huzurdan hoşlanır.
Hayat alışkanlıklıklarla yürüyor.
Birşeyi iyi yapmak istiyorsan hemen alışkanlık haline getir.
Alışkanlıksa la oluyor.
Beyin böyle programlanıyor.
Birşeyi sürekli yaparsan başka şeyi düşünmüyor, onu hep öyle yapıyor.
O yüzden alışkanlıklarına çok dikkat et!
Neyi alışkanlık yaparsan hayatın ondan oluşacak unutma.
Erken kalkmak kulağa berbat geliyo,
Biliyorum ama erken kalkan yol alır hayatımda
Duyduğum en doğru şey.
Bazen saat 8:
30 da üç şey bitirmiş oluyorsun ve
Inanamıyorsun zamanın göreceliğine.
Dedikodu yapma!
Dekikodu nasıl birşey biliyor musun, b
öyle evinin içine çöp boşaltmışsın gibi.
Ağzını, içini, evini kokutuyor.
Rahatlatır sanıyorsun ama pisletiyor insanı.
Gül geç.
Hem dedikodu yapanların başına mutlaka
Ayıpladıkları, beğenmedikleri, çekiştirip
Durdukları şey gelir unutma.
Hayatın mizah anlayışı böyle.
Kızlar güzel mi güzel bi kadın olduğunuzda kendi atınız olsun.
Kendi paranızı kendiniz kazanın, onu şakır şakır harcayın.
Böylece ayrılıklarla ve boşanmalarla attan inip eşeğe binmezsiniz.
Atınızı kimse altınızdan alamaz.
Dört nala başka yere gidebilirsiniz.
Erkekler; yakışıklı mı yakışıklı bir
Erkek olduğunuzda kadınlara çocuklara ve hatta
Birbirinize asla el kaldırmayın.
O güç, güç değil!
Kaba kuvvet o.
Korkudan kaynaklanır.
Kaybetme korkusundan.
Ve kimseyi avucunuzda sıkarak elinizde tutamazsınız.
Tam tersi avucu apaçık bırakacaksınız.
Kimseyi suçlama suçlamak; nasıl diyeyim, zehirli bi duygu.
İnsanı frenler, insanı kurban piskolojisine sokar.
Atıl bırakır.
Hatta şimdiden duvara ” kendimi suçlu hissetmiyorum” yaz.
” Kendimi suçlu hissetmiyorum.
Kendimi suçlu hissetmiyorum.
Kendimi suçlu hissetmiyorum” yaz.
Çok faydasını göreceksin.
Ceplerden,
Bilgisayarlardan televizyonlardan uzak bir saat ayır kendine.
Kendinle sosyalleş yoksa unutursun nasıl biri olduğunu.
Hayatın, sana başkaları tarafından yansıtılmayan bi aslı var.
Onu dinle deniz kabuğu dinler gibi.
Yalnızlığını kimseye verme.
Yalnızlığın hariç herşeyi paylaş.
Çünkü hayat paylaşınca güzel.
Hergün şükret!
Teşekkürü dualarından asla eksik etme.
Teşekkür kadar insana iyi gelen birşey yoktur.
Birşeyi istemekten dilemekten bile iyidir.
Sıcacık yapar ruhunu.
Bendeki bana yeter, hatta artar bile dünyanın en güzel felsefesinidir.
Birinden birşey isteme onun yerine birine
Birşey ver, bak neler olacak seyret sonra.
Karanlık günler olacak.
Düşeceksin de.
Yaralar da açılacak.
O zamanlarda şunu unutma; Tünel bitecek.
Kalkacaksın da, kabuk da bağlayacaksın.
Sevdiklerine bıkıp usanmadan “
Seni seviyorum.
Seni çok seviyorum” de.
Hatta ” sen ne yaparsan yap, kim olursan ol seveceğim” de.
Korkmaktan korkma.
Ödün bile kopsun.
Sonra kapa gözünü bas karanlığına.
Belki biri taş döşemiştir, kim bilir…
Böbürlenme, Kibirlenme, Köpürme.
Abart, Çoğalt, Parlat.
Böbürlenme, Kibirlenme, Köpürme.
Abart, Çoğalt, Parlat.
Hergün bir yazar tarafından
Hayatının hikayelendirildiğini düşün ve dinle.
Böyle bir kahraman olmak ister miydin?
İstiyorsan başarıyorsun.
Ne mutlu sana.

 

Evet hepsini yazmak istedim. her biri çok anlamlı.

Bir çok fotoğrafçı ile eğitimde tanışma ve onların yolculuğunda beraber olma fırsatı yaşıyorum. Bir çok fotoğrafçı ile de sürekli konuşuyorum. En çok dile getirilen şeylerden biri de daha önce aldıkları eğitimlerle ilgili. Eğer imkanınız ve bütçeniz varsa alabildiğiniz kadar kişiden eğitim almanızı öneririm. En kötüsü ben bunların çoğunu yapıyorum ve kötü durumda değilim işim dersiniz ya da o kötü tecrübeden sonra bir eğitimden neler beklemeniz gerektiğini öğrenirsiniz. Her türlü kazançta olursunuz:)

Fotoğrafçılık işinin temelde iki yönü var. Skillset dediğimiz yetenek tarafı ve mindset tarafı.Kimse bu mesleği bilerek doğmadı. Kimsenin DNA’sında bu kodlu değil. Herkes sonradan öğrendi ve geliştirdi. Başkası yapabiliyorsa sen niye yapamayasın? Ama kendini ve işini planlı, stratejik adımlarla geliştirmelisin. Hayatında hiç websitesi yapmamış, reklam vermemiş, SEO bilmeyen, Google Analytics kullanmamış, kazançlı bir gelir modeli oluşturmamış, sosyal medya takipçilerini sadık müşterilere dönüştürmemiş kimselerden bunların eğitimini almayı beklersen hayal kırıklığına uğrarsın. Ya da 0’dan başlayıp makineyi, ışığı kullanmayı, photoshop yapmayı, pozlandırmayı bilmeyen birinden bunların eğitimini alırsan hayal kırıklığına uğrarsın.

Eğitim işi de bir plan, süreklilik isteyen çok ciddi bir şeydir. Bildiklerini doğru ve düzenli bir şekilde aktarmak, karşısındakinin eksikliklerini görüp ona işini büyütecek adımları attırmak, uygulamaya döktürmek çok önemli. Yoksa eğitim sonrasında yine her şey olduğu gibi devam eder. Kaybettiğiniz zaman, emek ve para..

Türkiye’deki yenidoğan fotoğrafçıların bir hatası da bu işi tek yönlü ele almak. Bana çok soru geliyor sadece photoshop eğitimi, sadece ışık eğitimi, sadece pozlandırma eğitimi veriyor musunuz diye. Ama işinin detaylarına indiğimizde aslında çok daha büyük sorunlar olduğunu ve bu işin sadece bir yönünü çözerek başarıya ulaşılamayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Bu iş tek yönlü değil. Doğru tedarikçiyi bulmak ta var, doğru pazarlama stratejilerini uygulamakta, doğru aksesuarları almak, makineyi anlamak, ışığa hakim olmak ve daha bir sürü şey.

Türkiye Yenidoğan Fotoğrafçılık Sektörü iki elin parmakları kadar fotoğrafçıya bırakılmayacak kadar değerli. Fotoğraflarımızı üst seviyeye taşıyalım, işimizi büyütelim, daha mutlu ve başarılı insanlar olalım. Büyük düşünelim, standartlarımızı yükseltelim. Stratejik ve planlı adımlar atalım. Zamanımı, emeğimizi ve paramızı boşa harcamayalım. Amatörce hareket etmeyelim. Profesyonel fotoğrafçılar olalım. Bunları tek başına yapmana gerek yok. Yalnız değilsin. Harekete geç.

Neyi bekliyorsun? Senin bahanen ne? Seni geri çeken ne?

Takip ettiğim yüzlerce fotoğrafçı var. Gördüğüm en büyük şeylerden biri bu fotoğrafçıların başka fotoğrafçıların hesabında çok zaman kaybettikleri. Arkadaşlar yapacak çok işiniz var. Niye vakit kaybediyorsunuz? Niye size bir faydası olmayacak hesaplarda zaman harcıyorsunuz? Bu yazıyı okuduktan sonra neden hemen başlamıyorsun eksikliklerine odaklanmaya? O katıldığın canlı yayın sana bir şey kazandırmayacak, zaman kaybediyorsun. Heryerde olun dediğimizde bunu kastetmemiştik:)) Tüm sosyal medyada olmalısın demiştik. Tüm Instagram’da herkesin hesabını stalkla dememiştik:))))

Bir de hiç bir sosyal medya hesabında Müşterilerin, Meslektaşların ile ilgili olumsuz yorum yapma, güncel olaylarda iş hesabından olumsuz paylaşımlar yapma. Olumsuz hiç bir şeyi fotoğrafçılık hesabından paylaşma güzel meslektaşım. Orada seni takip eden potansiyel müşterilerine olumsuz bir izlenim bırakma. Kaçırma kimseyi. Birilerine taraf olma. Sen kendi yolundan git. Doğruya doğru yanlışa yanlış demeyi bil. Yanlışa bir şey demezsen sen de o yanlışa ortak olmuşsun demektir.

Bak kendi yoluna. Bak kendi macerana. Dünden daha iyi olmaya çalış. Kibar ol. Pozitif Ol. Planlı ol. Düzenli ol. Bırak o telefonda saatler geçirmeyi. Kendi içeriğinle potansiyel müşterilerinin senin sayfandan çıkmaması için neler yapabilirsin ona çalış. O telefonu, o interneti kendi hedeflerin için kullan. Dağılma:) Konsantre ol:) Hadi başla..

Bunlar da İlgİnİzİ Çekebilir…

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir